MB’de ara Google ile MB’de ara
  Önemli Bilgi
Ana Sayfam Yap
 
 
  Abdülcelil CANDAN  
 
  Fikir Köşesi
  Tüm Yazılar
  Tüm Yazarlar
  Yazarın Tüm Yazıları
  Tüm Şiirler
 
 
 
izlenme: 84 
önceki yazı
|
Zalime "Sen Zalimsin" Diyebilmek
Fikir Köşesi Köşe Yazıları
Müslümanların asırlardır hasret çektiği hususlardan birisi “zalime sen zalimsin” diyebilen fert ve toplumların varlığıdır. Hz. Peygamber’in, “Benim ümmetim “zalim “Sen zalimsin” demekten çekindiği an onda hayır kalmamıştır” buyurması bunu dillendirmektedir. Hz. Ömer de, “Gerçeği bizlere söylemezseniz sizde,sizler söyler biz kabul etmezsek bizde hayır yoktur” buyurmuştur. Kur’an da bu konu üzerinde durmuştur: “Uyarıdan sonra zalimlerle beraber oturma” (En’am: 68) ayeti, zulmün,haksızlığın konuşulup icra edildiği, bidatlerin sergilendiği yerleri terk etmeyi emretmektedir.
Müslümanlar asırlarca ezilmişlik psikolojisi içinde yaşadılar, emperyalistlerin emirlerini tartışmasız uyguladılar;“zalim”e “adil” dedikleri için zillet içine düştüler. Japonlar zalime “sen zalimsin” dedikleri için atom bombası yediler. Buna rağmen pes etmediler. Zalime “zalimsin” demeye devam ettiler.Bu sayede yoksulluk ve kölelikten kurtulmuş oldular.
İman sahibine güç, cesaret verir, korkusunu giderir. Bunun örneğini, atamız İbrahim (as) müşrik bir toplumda ve tek başına hiç kimseye aldırış etmeden en zor şartlarda doğruyu haykırmıştır. En yakınları ona cephe açtı. Bu nedenle Allah onu tek başına bir ümmet olarak yad etti.( Nahl, 16/120) Ashab,ey Allah’ın Resulü en hayırlı şehid kimdir? Diye sorulduğunda –zalim bir idareciye iyiliği emredip, kötülükten sakındırdığı öldürülen kişidir buyurdu.” Ashaptan biri, Resülüllah’tan en faziletli cihadı sorduğunda Resülüllah kendisine en faziletli cihadın zalim idareci karşısında hakkı söylemek olduğunu beyan etti.
Hz. Peygamber Müslümanların kınayıcının kınamasından korkmama, hakkı her yerde söyleme ve bu uğurda sabır gösterme konusunda beyat alırdı. Bu nedenle Müslüman’ın her şartta sebatı kaya, yıldız ve dağlardan daha köklüdür Başta Rabbâni alimler olmak üzere Müslümanlar en zor şartlarda zalimlere doğruyu söylemekten geri kalmamışlardır. İzz b. Abdusselam Sultan Necmeddin Eyyüb’e: “Ey Necmeddin Eyyüb! Kıyamet gününde Allah sana: (Ben sana Mısır’ın yönetimini teslim etmemiş miydim,) dediğinde ne diyeceksin? Buna rağmen halen fitne ve isyana izin veriyorsun. Sultan, böyle bir durum var mıdır?” deyince, İzz bin Abdusselam, “Evet, eğlence yerlerinde içki satılıyor der. Sultan, “Bu babamın döneminden beri vardır deyince, İzz, sen, “Biz babamızı (böyle ) bir din üzerinde bulduk” (Zuhruf,43/23.) diyenler gibisin. Bunun üzerine Sultan içki satılan yerleri kapattırdı. Haber derhal yayıldı. İzz’in bir öğrencisi:
-Üstâd, neden Sultan’ı bayramda ve herkesin gözü önünde kınadın?
-Bayramda, insanların önünde nefsinin kabardığını gördüm, nefsini kamçılamak istedim.
Öğrenci,ondan korkmadın mı? İzz, Allah’ın azamet ve kudretini düşündüm. Bana Sultan’ın varlığı Allah’ın azameti karşısında bir kedi gibi geldi.”
Şam Valisi İbrahim Paşa, Şeyh Said el-Halebi’nin yanına gider, Şeyh camide ders veriyordu. Ayaklarını önüne doğru rahat uzatmıştı. Paşa’nın gelişini görmezlikten geldi ve bulunduğu pozisyonunu bozmadı. Paşa bu duruma hiddetlendi ve dışarı çıktı. Bazı dalkavuklar Şeyh’i jurnallediler. Paşa, Şeyh’in cezalandırılmasına karar verdi. Daha sonra kararın getireceği bazı menfi neticeleri de düşünerek kararından vazgeçti. Üstelik ona bin altın gönderdi. Altınları yardımcısıyla yanına gönderdi. Şeyh aynı minval üzerine ders veriyordu. Gelen altınları kendisine verdi ve “işte şu bin altın Paşa’nın sana hediyesidir” dedi. Şeyh vakar içinde şunu dedi; “Onları efendine geri götür ve de ona de ki: ‘Sana ayaklarını uzatan ellerini uzatmaz.”
Cezayir’in Fransızlar tarafından işgali zamanında Ulema Cemiyeti başkanı Abdülhamit Badis onlara karşı camilerde faaliyet yapıyordu. Fransız yetkili onu çağırıp şöyle tehdit etti: “Ya bu faaliyet ve fikirlerinizden vazgeçersiniz ya da bize karşı kullandığınız mescitlerinizi başınıza yıkarız.” Bin Badis’ın ona cevabı şuydu: “Buna asla gücünüz yetmez. Ben ya düğünde bulunur, törene katılanlara bir şeyler öğretirim ya taziyede bulunur taziyeye gelenlere vaaz ederim, ya trende olur yolcuları eğitirim, ya hapishane mahkumlarını eğitirim. Ben her yerde öğretmen ve mürşidim. Ümmet kendisini diriltecek Allah davetçisine icabet etmiştir. En iyisi dinlerine ve dillerine karışmayınız.”
Merhum Mevdudi ne güzel demiş: “Allah’a yemin olsun ki mümin yeryüzünde tek başına da kalsa yanlışa boyun eğmez. Bu konuda tek seçeneği vardır. O tüm varlığıyla insanları hakka davet edecek, hiç kimse ona icabet etmese bile tek başına sebat gösterecek. Davetçinin bu minval üzerine olması izzetle şehit düşmesi yanlışa boyun eğmesinden çok daha yararlıdır.”
 
Eklenme Tarihi: 18/11/2009
 
 
geri dön
sayfa başı
tüm yazılar
yazdır
tavsiye et
önceki yazı
|
 
Ali BULAÇ: Operasyonel kitap
Ahmet Altan: Fethullahçılar ve Avcı
Ahmet Altan: İyi okuyun...
Ahmet Altan: İşte bu medya...
Ahmet Altan: Birbirinize muhtaçsınız
Ahmet Altan: Suç
Yazıya Yorum Bırakın
 
  SON EKLENEN YAZILAR
Operasyonel kitap 28/08/2010
Fethullahçılar ve Avcı 28/08/2010
İyi okuyun... 06/12/2009
İşte bu medya... 23/11/2009
Birbirinize muhtaçsınız 20/11/2009
Suç 18/11/2009
Zalime "Sen Zalimsin" Diyebilmek 18/11/2009
 
 
tüm yazılar
 
 
 
 
 
Yukarı Çık
       
 
 
 
Site Yönetimi:
     
Yazılım: Pro WEB
Süper Sistem Firma Rehberi
Pro WEB